16 Kasım 2025 Pazar

AHMET KAYA' ya;

Doğum tarihi: 28 Ekim 1957, Malatya

Ölüm tarihi ve yeri: 16 Kasım 2000, Paris, Fransa




Selâm sana çocuk ruhlu şair,
Selâm...
Gözyaşlarını gözyaşlarımla birleştirip,
Saklamak isterdim...          
Arada bir o billûr damlalara bakıp,
Seni anmak isterdim..              

Haram bize olgun ruhlu şair,
Haram...                      
Ülkece seni çok üzdük, çok…
Özürler kifayetsiz kalır,
Seni anmak bile haram bize, 
Haram...

Tayfun Özenç
13.09.2013

 .....................................................

Bana birşeyler anlat, canım çok sıkılıyor
Bana birşeyler anlat anlat, içim içimden geçiyor.
Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun, dokunsan donacağım.
İçimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen, 
Kendimi bulacağım..

Depremler oluyor beynimde
Dışarıda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar, susmuş
İçimde ölen biri var..

Hadi bir şeyler söyle, çocuk gözlerim dolsun,
İçinden git diyorsun, duyuyorum gülüm
Gideceğim son olsun..

Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun, dokunsan donacağım.
İçimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen, 
Kendimi bulacağım..

İçimde soluyorsun, iki can var içimde
Korkular salıyorsun üstüme korkular, 
Her an başka biçimde..

Depremler oluyor beynimde
Dışarıda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar, susmuş
İçimde ölen biri var..

(Ahmet KAYA - İçimde ölen biri var)

Söz ve Müzik: Ahmet KAYA
Albüm: Dokunma Yanarsın, 1992


Doğum tarihi: 28 Ekim 1957, Malatya

Ölüm tarihi ve yeri: 16 Kasım 2000, Paris, Fransa

Etkin yıllar: 1980-2000



(İçimde Ölen Biri Var)



(Haluk Levent- İçimde Ölen Biri Var)



(Kum Gibi)



(Hani Benim Gençliğim)



9 Kasım 2025 Pazar

ÖNCELİKLE KENDİNİZE ULAŞIN !

DIŞARIDA "HİÇBİR ŞEY" VAR !



DÖRTLÜK / BİLGİNİN AYDINLIK YÜZÜ


Dönem dönem gösterdik bilenler için
Kelâm kelâm söyledik erenler için
Bilginin aydınlık yüzünü hep sizlere
Perde perde kaldırdık hayırlar için.

(26.04.1992, Fındıkzade)

21 Ağustos 2025 Perşembe

KIYAMET NEDİR ? / Fulya AYKAÇ

Fulya AYKAÇ

Ruhsal ve Bilimsel Araştırmalar Merkezi / Yönetici

SADIKLAR PLANI     Celse: 142,  1.2.1971

KIYAMET Arzın Fiziki Yozlaşması Değildir? 

O Halde KIYAMET Nedir?

Plan: Kıyameti kısaca iki kısımda açıklayınız. Birincisi: Varlığın kendiyle ilgili olarak bir kıyamet, ikincisi: Varlıkların kendileriyle ilgili bir kıyamet.

Birinci kıyamet, bedenini terk eden varlığın, gerçek öte aleme geçişinden sonra, bütün geçmişinin özetini ve varlığının asıl dokusunu keşfedecek bir şuur uyanıklığına, yükselişine sahip olması demektir. Burada, bu safhaya gelinceye kadar, gerçekten, varlığın bir hayli zahmetli bir yol alması gerekir.

İkincisi, her okulun eğitimi  sonunda meydana gelen genel bir şuurlanmadır. Bu şuurlanma; daha önce aşmış oldukları realitelerin, bir hakikat içerisinde birliğe ulaşması demektir. Orada bütün fazlalıklar, bütün hatalı hareketler, düşünceler, ifadeler, bütün hatalı doktrinler, kısaca bütün vasıtalar kuralına uygun şekilde terk edilir ve yüksek bir liyakat içerisinde bir hakikatin gücüne dahil olunur. Yani, gerçek serbest şuura ulaşılır. Bu tip kıyam etmek uzun devreler içerisinde meydana gelir. Şahsi kıyam etmek, çok daha kısa devreler içerisinde söz konusudur. Burada şu konuyu dikkate almalısınız ki, her yeni enkarnasyon sonucu bir kıyamet söz konusu değildir. Belki de birçok enkarnasyonlar sonucu realitelerin hazmedilmesinden sonra ulaşılan yeni aşamalar, yeni aşamaların aşılmasından sonra varılan hakikat planları, o varlık için kıyamet, kıyam etmesi, şuurunun yükselmesi, açılması olabilir. Kutsal kitaplardaki kıyamet böyle anlaşılmalıdır. Jeofizik şartlar ise, her iki tür kıyametin tamamen dışında bir konudur ve hiç bir kutsal kitapta buna ait bilgi verilmemiştir. Bu kadar.


Ruhsal ve Bilimsel Araştırmalar Merkezi URL:   

https://m.facebook.com/groups/407013019481906/


AYASOFYA'DA METAFİZİK BİR DENEYİM

13.08.2011  Cumartesi, İstanbul.
Bugün saat 16:45-17:30 arası bir kez daha Ayasofya‘ yı ziyaret ettim. Sık olarak ziyaret ettiğim, kozmik-evrensel enerjilerin merkezlendiği yer olarak bilinen özel bir yapı. Tarihsel, kültürel, sanatsal, dini ve ruhani perspektiflerden bakıldığında 1500 yıllık dünyaca tanınmış bir şaheser..
Bu yapının-daha doğrusu bu varlığın-astral enerji alanında kümelenmiş, yığılmış, kayıtlanmış bilgileri, olayları ve yaşam kesitlerini düşünerek dolaşıyorum..
 Yapı varlığının astral kütlesinde asırların bilgisi ve yaşanmışlıkları kayıtlı.
Bizans dönemi olayları, savaşlar, törenler, yangınlar, büyük depremler ve nice bilgi yüklü eprövler geçirdi bu görkemli Ayasofya..
Osmanlı dönemi, 29 Mayıs 1453. O görkemli haşmetiyle Fatih’in ordularını karşılıyor. Ve böylelikle karma kültürlere bir mabet vazifesi başlıyor Ayasofya’nın.
Bu yapının varlığı belki de zaman zaman yanıbaşında dertleşecek, kendisi gibi maddesel boyutun bağrından çıkacak bir dosta ihtiyaç duyuyordu kimbilir. Ve 1616 yılında Sultanahmet Cami bütün heybetiyle beliriyor Ayasofya’nın yanı başında. Artık dertleşecek bir dosta kavuşmuştur Ayasofya..

Ayasofya'nın astral kütlesiyle senkronize oluyorum.!
Saat 16:45 civarında ana kapıdan içeri giriyorum. İlk olarak ana kubbeye denk gelen büyük avizenin altında Sonsuz Yaratıcı’ya şükredip, Evren'in bağrında faaliyet gösteren ruhsal varlıklara  teşekkürlerimi iletiyorum.
Mihrap önünde durup, Meryem ananın kucağındaki çocuk İsa ve Başmelek Cebrail figürlerine uzun uzun bakıyorum. Sonra kafamı yukarı kaldırıp ana kubbenin dört köşesindeki melek figürlerini uzun uzun inceliyorum. Devamında ana holün sol tarafındaki dört ana sütundan, ana kapıya en yakın 1.sütunun dibinde oturuyorum. Oturduğum yerden Hz. Meryem ve çocuk İsa ile Başmelek Cebrail figürlerine tekrar uzun uzun baktım. Bu arada her zaman ellerimde hissettiğim enerjinin çok yoğun halini duyumsamaya başladım. Enerji çok yoğundu ve ellerimin arasında gidip geliyordu ve ben de bir çocuk gibi enerjiler ile oynamaya devam ettim. 

Enerji, adeta kollarımı yerinden sökecek yoğunluğa ulaşmıştı..!!

( Hz.Meryem ve çocuk İsa,  Başmelek Cebrail
             figürleri )

Hafta sonu olması nedeniyle yerli ve yabancı ziyaretçi sayısı çok fazlaydı ve ben onların bu durumun farkına varmamalarını istediğimden bu işi dikkatlice ve çok ağır yapmak durumundaydım. 
Bir müddet sonra Ayasofya’nın  bütün kütlesi ile beraber saat yönünde 180 derece dönme hareketini yaşamaya başladım. Bu fiziksel bir hareket değildi. Psişik, astral, ruhsal bir aksiyon meydana gelmişti. Devasa yapının astral kütlesi ile birlikte astral bedenimin de bir ahenk içinde döndüğünü, dairesel bir dönüşe geçtiğimi ürpererek algıladım.

Yapı ile birlikte saat yönünde 180 derece dairesel bir dönüşten sonra, tekrar aksi istikamette saatin ters yönünde 180 derece bir dönüşle ilk orijinal konumumuza döndük..

Tüm dönüş hareketini yaklaşık  45 sn gibi bir süre olarak algılamıştım. !

Bu metafizik fenomeni ziyaretçiler algılayamadı. Çünkü;
 "Yapının astral titreşim frekansıyla senkronize olan, o anda sadece bendim"
 diye düşünüyorum..

Tayfun Özenç
13.08.2011 , İstanbul.



DUA ve ŞÜKRETME


🔸️Şu anda sahip olduklarımız için Sonsuz’a  şükrederiz. Senin engin aleminde bütün bunlar  herkese eşit olarak sağlansın.       

Bütün hayatın Yaratıcısı;Seni memnun etme ve sana layık olma yolunda, içlerimizde var olan İlahi Ruh’a hizmet etmek üzere bu sahip olduklarımız bedenlerimizi beslesin, güçlendirsin, yüceltsin ve kutsasın.

🔸️ Şu anda ve burada, sunulan fırsatlar için Sonsuz’a şükrederiz. Sunulan bu fırsatları fark edebilme, değerlendirebilme güç ve kudretini artırmalıyız. Şimdi, bu hususta daha samimi ve de imanlı olabilirsek, varlığımız ve edindiğimiz bilgilerin özü, bize yeni anlayışlar katacaktır.

🔸️ En uygun korunma ve saadet şekli olan "uyum ve şükür hali"ni devam ettirebilmemiz için bizleri destekleyen ve özgürleştiren Yaratan’a sonsuz şükranlarımızla...

🔸️ Tüm varoluş oktavlarında ve bedenlerimizde sevginin sonsuz dansını yapan bütün varlıklar ve varlıksal organizasyonlar, tek ve sonsuz Yaratan’ın sevgi ve ışığı ile kalsınlar, O’nun gücü ve huzuru ile mutlu olsunlar.

🔸️ Tezahür etmiş olanı feda etmek ve dönüşüme uğratmak yolu ile tezahürün içindeki ve ötesindeki ebedi olanı ortaya çıkarmamız için fırsatlar sunan Sonsuz’a şükrederiz.

🔸️ Birlik bilincinin dengelenmesi için bizleri destekleyen ve özgürleştiren Yaratan’a sonsuz şükranlarımızla...

🔸️ Her şey Bütünsel Bilinç’in hayrına gelişsin.

(T.Ö,  Ocak 2012)

DIŞARIDA "HİÇBİR ŞEY" VAR !



💎 HER ŞEY YANSIMA !


"Aslında etrafımızdaki her şey yansıma !

Dışarıda "hiçbir şey" var.

Olaylar ve varlıklar gerçek. 

Ama HAKİKAT ortamına ait değil !


Hakikat ortamının sadece yansıması olan

-ailemiz de dahil- etrafımızdaki tüm olaylar ve varlıklar,  bilinç aşaması yapmamız için bizlere yardımcı olan vizyon ortamındaki ışıktan varlıklardır...


Bu, kabulü çok zor bir olgu.. İnsanı çaresizlik ve bocalamaya sokan bir realite sezgisi.


Tezahür ettiğimiz bu ortamda tek başınayız.


Bunun için mi acaba; 

Zaman zaman hissedilen YALNIZLIK duygusu,

bu realiteyi sezenleri ürkütmüyor, endişeye sevk etmiyor."


(T.Özenç / Ocak 2022)




ENERJİ VARLIKLAR / AYASOFYA





BEKLEYENLERDEN OLDUNUZ

 

Bekleyenlerden oldunuz
Beklediklerinizi buldunuz. 
Bulduklarınız bekledikleriniz değildi.

Umutta oldunuz 
Umduklarınızı buldunuz. 
Bulduklarınız umduklarınız da değildi..

Onların hepsi;
Nefsaniyetten arındırılmış, 
Öz mayanızla yoğrulmuş,
Hadiseler ve bilgilerdi...

(12.02.1992, Fındıkzade)

20 Ağustos 2025 Çarşamba

18 Ağustos 2025 Pazartesi

BİR KAKTÜSÜ OKŞAMAK !




Deneyin, 
sizde uyandırdığı/uyandıracağı hisler ile kendinizi TEST EDİN.

T.Özenç,  16.08.2020


29 Temmuz 2025 Salı

UNUTMA !



"Birini suçlamak üzere
 ileri uzattığın elinin 
üç parmağının seni gösterdiğini unutma..!"    

(Nietzsche)

2 Temmuz 2025 Çarşamba

İLLÜZYON SİSLERİ

YAŞAM;  İllüzyon sisleri ile örtülmüş, kendimle kaynayıp tadımı bulduğum kısacık bir AN'dı ! Yaşandı ve bitiyor artık... 🙂   (Mayıs 2025)


İllüzyonun sisleri arasından 
fark edebilenler,
Ta içinden söküp koparabilenler…

(T.Ö, Ocak 2014)

5 Haziran 2025 Perşembe

MEDYUMLUK ve TESİR KADEMELERİ


MEDYUM denen araç herhangi bir araç değildir. 
O, bir zaman ve mekanda bir mürşittir, diğer zaman ve mekanda bir alimdir, bir diğerinde peygamberdir ve şimdi de sıradan insan kimliğinde bir kişidir.                                                                         
Her kademe belirli bir renk, yoğunluk ve titreşim içindedir.                                              
Eğer medyumda bu kademelere ait renk, yoğunluk ve titreşim unsurları mevcut değilse, o kademeyle asla yakınlık peyda edemez. 
Alt planlarda renk önemlidir, daha yükseklerde yoğunluk, daha yükseklerde ise tesir ve titreşim birinci planda gelir.

Her zihin, içeriği itibariyle psişik bir alanla çevrelenmiştir. Bu ayrıca o zihnin daha çok sayıda antenleri var demektir. 
Zihni düzeyin yüksekliği, psişik tesir alanının daha kapsamlı, dolayısıyla anten sayısının daha fazla olmasına yol açar.                                
Bir zihni düzey, içeriği itibariyle sizlerin akademik olarak kabul ettiğiniz içerikler değildir. 
Bu düzey liyakatin sonucunda oluşan bir haldir. 

Dağ başındaki çoban liyakat sahibiyse, elbette araçlık edecektir, şüpheniz olmasın !

SADIKLAR PLANI "RUHSAL TEBLİĞLER"
Celse:35,  20.2.1964                                                        

GÖNÜLDEN GÖZYAŞLARI


Verildi çarmıhın sırrı sizlere
Hıra’daki o güzel kelâmlar size
Sunuldu Musa’nın asasından sır
Verildi öğütler perdeler arasından.

Perde perde inen kelâmlara bak
Onların hoşnutluğunda eriyene bak
Eriyen gönüllerin gözyaşındaki nûr
Sizlere hak oldu o andaki sûr.

(02.08.1991, Fındıkzade)



KUTSAL METİNLERİN KAYNAĞI


Şunu tekrar söylemek isteriz ki, bütün nakiller, kutsal metin ve tebligat sadece daha  üst bir plânın bilgi ve direktifidir. Yani varlığa ait nakillerdir.

Hiçbir şekilde Kaadir-i Mutlak’la ilgili bir bilgi değildir.

Bunu böylece biliniz.

(Sadıklar Planı-Ruhsal Tebliğler,
Celse 121, 05.04.1968)