19 Aralık 2023 Salı

POZİTİF VE NEGATİF HİZMETLER


"Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.’’
(Enbiya suresi, 35.ayet)


RA BİLGİLERİ: 
"Bir’in Yasası" ne aydınlığa ne de karanlığa yüz verir. Ancak başkalarına ve kendi kendine hizmet için vardır.  

Uyumsuzluk ve kusur yoktur. Her şey bütün tam ve mükemmeldir.

SORU: Bu zaman süresi içindeki inişlerden bazılarının Orion grubu
tarafından yapıldığını söylediniz. Orion grubu neden buraya indi?
Amaçları nedir?
RA: Onların amacı fetihtir ki bu, çağrı almayı bekleyen Konfederasyon’un
amacından farklıdır. Bu Orion diye bilinen grup kendini fethe davet eder.
Daha önce de söylediğim gibi, amaçları, kendi titreşimsel bileşimleriyle
rezonans içinde titreşen belirli akıl/beden/ruh bileşimlerini bulmak ve
daha sonra da, Orion titreşimine ait olmayan “seçkin olmayanlar”ı köleleştirmektir.

RA BİLGİLERİ ,  Celse 8 - 26 Ocak 1981


RA: Daha önce de belirtildiği gibi, Orion grubunun amacı fethetmek ve
köleleştirmektir. Bunu yapmanın yolu da, seçkin bir sınıf oluşturarak, diğerlerinin, söz ettiğiniz yasalar ve aynı varlığın söz ettiği diğer bazı yollarla bu seçkinlere hizmet etmelerini sağlamaktır.

RA BİLGİLERİ,  Celse 16 - 31 Ocak 1981



RA : Katalizörleri negatif yönde kutuplaşmak amacıyla kullanabilmenin anahtarı kontroldür. Katalizörleri pozitif yönde kutuplaşmak amacıyla kullanabilmenin anahtarı ise kabuldür.

Dördüncü yoğunluk derecesi negatifinde ise toplumsal bellek bileşimi aşamasından önce ortaya çıkan mevki savaşı sırasında çok çalışma yapılır. Diğer varlıkları yönetme ve kontrol altında tutma yoluyla negatif yönde kutuplaşmak için büyük fırsatlar vardır.



Beşinci yoğunluk derecesi pozitifinde,”birliğin” daha aydınlatılmış bir idrakini incelemek ve böylece giderek daha fazla bilgelik kazanmak için, altıncı yoğunluk derecesi öğretileri üzerinde çalışırlar. Beşinci yoğunluk derecesi pozitif toplumsal bellek bileşimleri başkalarına iki yolla hizmet ederler: Birincisi, varlıklar alemine saf ışık akımları göndermek; ikincisi de, sizin de medyumlar kanalı ile tanıdığınız varlıklar gibi, ışık vasıtaları olacak (insanları aydınlatacak) gruplar göndermektir.

RA BİLGİLERİ,  Celse 46 - 15 Nisan 1981



SORU: Negatif eğilimli bir varlığın kendisine duyduğu sevgiyi başkalarıyla paylaşmasına ait bir örnek verebilir misiniz?
RA: Negatif eğilimli bir varlık, aynen pozitif eğilimli bir varlık gibi, varoluşuna anlam kazandıran bir gücü bulduğuna inanır. Negatif eğilimli varlık bu anlayış ve idrakini başka varlıklara ulaştırmaya çalışır, bunun için de en çok kullandığı yol bir seçkin sınıf ve taraftarlar yaratarak onlara kendi iyilikleri için diğer varlıkları köleleştirmenin gerekliliğini ve doğruluğunu öğretmektir. Böylece, bu varlıkların kendine bağımlı olmalarını, kendi rehberliği ve bilgeliğine muhtaç olmalarını amaçlamaktadır.

RA BİLGİLERİ,  Celse 50 - 6 Mayıs 1981

12 Aralık 2023 Salı

DUA İLE İLGİLİ GİZLENEN SIR



ANTİK ÇAĞLARIN DUA ETME İLE İLGİLİ GİZLENEN SIRRI

Orijinal metnin Türkçe çevirisi:
“Benden dosdoğru bir şekilde istersen eğer, istediğini alabilirsin. 
Şimdiye kadar bunu hiç yapmadın.”


İncil’ den çıkartılan ilk cümlenin Türkçe çevirisi:
“Gizlenmiş bir güdün olmadan iste ve istediğin cevapla çevrili ol.”


İncil’ den çıkartılan ikinci cümlenin Türkçe çevirisi:
“Memnuniyetin tam olacak şekilde arzunla sarmalan.”

📌 Dördüncü yüzyılda yapılan değişikliklerle çıkartılan bu iki cümlenin ortak özelliği, gerçek anlamda karşılık bulacak duanın nasıl yapılacağını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor olmasıdır.





17 Kasım 2023 Cuma

EGE'DE GÜN BATIMI


ALTINOLUK Sahilden Gün Batımı...
Karşıda MİDİLLİ adası.
16 Kasım 2023

13 Kasım 2023 Pazartesi

DÖRTLÜKLER / SÛR SESİNİ DİNLEYİN !


Kâinat anonsunu duyun siz artık
Alemlerin ruhuna erin siz artık
O iki tesirle yoğrulup artık
Devreye şuurla hazırlanın siz artık.
 
Gözyaşınız bilgi olur akar hep
Yürekler sezgi dolu kükrer bak
Kâinat ahenginde bir nota olup
O ilâhi müziği besteleyin siz artık.

Anons vasıtası yine sizlerden 
Sizlerin içinden bildiklerinizden 
Kâh yazıdır o, kâh bir kaç kelâm
Sûr sesini dinleyin siz bir an !

Sûr demiştik çok zaman önce
Üfleriz ! biz onu her devrede
O sesi duyanlar şimdi içinizde
Vasıtadır bize, sizle görüşmede.

Devrenin son dilimi yaklaştı artık
İçimizdeki hasret korlaştı artık
İbrahim’in atıldığı o ateşte
Sizlerden önce biz de piştik.
                                   
01.01.1993, Fındıkzade

ZEKÂT


Zekâtinsanın gözlem, yargılama ve kurgulama kanallarından aldığı tesirleri eylemler halinde çevresine vermesi demektir.

Başka bir deyişle zekât, bireyde tecelli edecek birçok tesirin vicdan kanalıyla, sevgi kanalıyla ve akıl kanalıyla Yüksek İdare Mekanizması tarafından uygulama alanına çıkarılması demektir.

Bunun en basit şekli, vicdanın ve sevginin en kaba tezahürü olan malından bir şeyler vermektir !

Sadıklar Planı – RUHSAL TEBLİĞLER
Celse: 94,  23.4.1966

8 Kasım 2023 Çarşamba

DÖRTLÜKLER / BİRLİĞİ YAŞAMAK



Şu devrenin içinde sizlere gelenler
Yüreklere serpilip te gittikçe yeşerenler
Devrenin nasibine kulaç atın durmayın
Kelepçeli zihninizi tutsaklıktan kurtarın.
 
Estirilen rüzgarlara koyuverin ruhunuzu
Akıtılan şelâleye salıverin zihninizi
Gösterilen hedeflere koşuverin cesaretle
Oluşan hadiseler basamak olsun size.
 
Sen seninle kaynayıp tadını bulacaksın
Gelen ışık selinde kendini göreceksin
Birliği yaşamanın tadına varacaksın
Varıp ta o bütünde aslını bileceksin.
 
Sen önce kendinle barışmayı bilecek
Kendi içindeki mükemmeli görecek
Aradığın aşkı her zerrede bulacak
Geleceksin o yola samimiyet içinde.
                                                 
01.11.1992, Fındıkzade

DÖRTLÜK / KIYAM


Gözyaşı selinde boğulun şimdiden
Vicdanın bahçesinde yeşerin şimdiden
Şuur birliğinde derilmek için
Kaldırın gövdenizi yerden şimdiden.

(26.04.1992,  Fındıkzade)

 

5 Kasım 2023 Pazar

ZOR YILLAR / Sezen AKSU

Yorgun düşen kuşaklar !





Uykusuz gecelerde

Sarıveren kaygılar

Kuşkuyla gözlediğin o

Ölüm dolu sokaklar

Eksildi ömrümüzden

Umut dolu o yıllar

Siz miydiniz bizler miydik

Yorgun düşen kuşaklar


Yaralayan sözler sözler gibi

Silinmeyen izler izler gibi

Birbirini gözler gözler gibi

Zor, zor yıllar..


Zülfü LİVANELİ




📍Seldanın "Özgürlük ve Demokrasiyi Çizmek" başlıklı albümü, Zülfü Livaneli imzalı "Zor Yıllar" ve bütün Grup Yorum albümleri 90’lı yıllara doğru ilerlerken valilikler tarafından yasaklanan albümler olmuştu. 


(Murat Meriç / Müzik yazarı  22 Ağustos 2023)


AYASOFYA


Sık olarak ziyaret ettiğim, kozmik-evrensel enerjilerin merkezlendiği yer olarak bilinen özel bir yapı. Tarihsel, kültürel, sanatsal, dini ve ruhani perspektiflerden bakıldığında 1500 yıllık dünyaca tanınmış bir şaheser.. 

Bu yapının -daha doğrusu bu varlığın- astral enerji alanında kümelenmiş, yığılmış, kayıtlanmış bilgileri, olayları ve yaşam kesitlerini düşünerek dolaşıyorum.. 




Yapı varlığının astral kütlesinde asırların bilgisi ve yaşanmışlıkları kayıtlı.
Bizans dönemi olayları, savaşlar, törenler, yangınlar, büyük depremler ve nice bilgi yüklü eprövler geçirdi bu görkemli Ayasofya..

Osmanlı dönemi, 29 Mayıs 1453.    
O görkemli haşmetiyle Fatih’in ordularını karşılıyor. Ve böylelikle karma kültürlere bir mabet vazifesi başlıyor Ayasofya’nın.  

Bu yapının varlığı belki de zaman zaman yanıbaşında dertleşecek, kendisi gibi maddesel boyutun bağrından çıkacak bir dosta ihtiyaç duyuyordu kimbilir. Ve 1616 yılında Sultanahmet Cami bütün heybetiyle beliriyor Ayasofya’nın yanı başında. Artık dertleşecek bir dosta kavuşmuştur Ayasofya..

Tayfun Özenç                           
13.08.2011 , İstanbul.



26 Ekim 2023 Perşembe

29 EKİM 1923

《100.YILDÖNÜMÜ》


CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN..




BİR'İN YASASI

"Bir’in Yasası ne aydınlığa ne de karanlığa yüz verir.
Ancak başkalarına ve kendi kendine hizmet için vardır."

(RA Bilgileri-Celse 7)

24 Ekim 2023 Salı

AĞLAMAK İSTİYORUM !




GÖZLERİNDE YARATANI GÖRMEK

Onlarda kendimi, geçmiş yaşamlarımdan bazı kesitleri gözlemliyorum.


“BİRLİK”
içinde faaliyette olup, tekamül sürecinin değişik yüzlerini gösterdikleri ve bizlere ayna oldukları idraki ile onlarla kısa süreli de olsa sohbet ve paylaşım imkanı bulduğumda huzur ve mutluluk duyguları ile yanlarından ayrılıyorum.

Ayrılırken "hakkını helal et" diyenlere büyük bir mahcubiyet ile, "asıl sizler bize hakkınızı helal edin" derken yaşaran gözlerimi çevremdeki insanlardan saklama telaşına düşüyorum.

Onları dışlamayalım, onlara yaklaşmasak ta  "BÜTÜNSEL VAROLUŞ"un bir parçası oldukları kabulünü içselleştirelim.

Kim bilir, belki de bir gün onlara baktıkça gözlerinde YARATAN'ı görme-hissetme bilincine de ulaşırız...

(Tayfun Özenç / 13 Mart 2018)

19 Ekim 2023 Perşembe

BU SÖZLERİ SANMA HER İNSAN ANLAR


Bu sözleri sanma her insan anlar
Kuş dilidir bunu Süleyman anlar
Bu sırr-ı müphemi arifan anlar
Çünkü cahillerden pinhan eyledik.

(Edip Harabi)

15 Ekim 2023 Pazar

DİN GÜNÜ


" Din Günü'nde şüphesiz bir ayıklanma söz konusudur. Bu ayıklanma, Büyük Devrenin ağırlığına ve şartlarına dayanabilecek varlıkların ayıklanmasıdır."

🔸️Dünya realitesi, büyük bir akış ve hız içinde yeni bir Din Günü'nün kurulmasında görevlidir. Bu Din Günü esas itibariyle tüm insanlığın şuur değişikliğidir. 

🔸️Din Günü, tüm insanları kapsayan, insanların bir üst realiteye tırmanabilmelerini sağlamak için açık seçik bilgilerin verildiği gündür. Tüm insanlık devre devre Din Günleri idrak etmiştir. 

🔸️İşte her bir Din Günü, dünya insanının dünya üstü insan olması için açılan bir rahmet kapısıdır. Sikluslara dikkat ediniz, onlar birer kuyruklu yıldız gibidir, gelip alır, tutunabilenleri götürür. Kalanlar o yıldızın geri dönüşünü beklemek zorundadır. Gündüz geceyi, gece gündüzü izler
Bu kadar!

🔸️Din Günleri'nde verilen bilgi, sadece peygamberler aracılığıyla herkese sonradan genelleştirilen bilgi şekli değildir. Bunlar, insan idrakinin tamamen özüne varamadığı değişik tesir ve bilgilerin içinde kalmasıyla vücut bulur. 

🔸️Din Günleri'nde meydana getirilen tesir alanıyla, bunun dışında kalan devreler içindeki tesir alanı birbirinden farklıdır. 
Din Günleri'ndeki tesir alanı tüm varlıkları, daha doğrusu tüm insanları bir elemeye ve seçmeye tabi tutan bir tesir çeşididir.

🔸️DİN GÜNÜ, realitelerin birbirinin üstüne katlanarak varlığı götürebildiği son noktada özel bir şuur haline ulaştırmasıdır.                 
Üst üste katlanan realitelerin biriktirmiş olduğu tesir gücü, varlığın şuuruna oldukça şiddetli ve kaliteli baskılar yapar. Bunların bir kısmı şeriat şeklinde dışardan, bir kısmı inanç ve muhasebe şeklinde içerden olur. 

Din Günü'nde şüphesiz bir ayıklanma söz konusudur. Bu ayıklanma, Büyük Devre’nin ağırlığına ve şartlarına dayanabilecek varlıkların ayıklanmasıdır. Gerçekten de bir ayıklanma vardır, nasıl ki siretinden (ahlakından) tanınanlar var olduğu gibi !

(SADIKLAR PLÂNI-RUHSAL TEBLİĞLER) 

KARANLIKTAN KORKMAYANLAR !


Dünyanızın gelecek günleri güneşin tutulması gibidir. 

Karanlıktan korkmayanlar ;

iman sahipleri, doğru dürüst ve temiz yürekli kişiler olacaktır. 

Bunların düzey ve mevkilerini hiçbir zaman kendi ölçülerinize göre saptayamazsınız.


SADIKLAR PLANI-RUHSAL TEBLİĞLER
Celse: 110,  4.8.1967

DÖRTLÜKLER / SİKLUS VE HASAT


Bilginin doruğunda, sevginin hamurunda
Vicdanın otağında birleşen dostlarım
Sevgiden var olan, Kün ile haşrolan
Tekâmül okulunda, sevgiyle yoğrulan.

Bilginin özünde bulacaksınız onu
Bazen yanılacak bazen duracak
Bazen de bilinçlenip küllen haykıracak
Bilginin ruhunda ilmin ışığında.

Sizler evrenlere açılmak için
Bilginin doruğunda alimlik için
Şimdiden karanlığı yırtmanız gerek
Zaman gelecek an da yetmeyecek.

Düşünceler otağının sezgi çadırları
Bilginin doruğundaki o ıstırabları
Elbet tadacaksınız şimdi nârları
O zaman hak ile liyâkat için.

Siklûs anı geldiğinde zaman andır
O an bile yetmez, çünkü o demdir
Demin içindeki demi yakalamaktır
Bunun da ilk adımı şuurda birliktir.

Cennet ve cehennem senin içinde
Arama bilgide, bilgi de sende.
Önce özünü pakla, sonra vicdanı dinle
Hasattan çıkacaksın tutunacaksın o ele.

Harman gibi ekilip hasat olursun
Saçılırsın dört tarafa yeksan olursun
Kiminde cenneti, kiminde cehennemi
Vicdandır yaşatan o gerçekleri.

Alınan bilgilerle takılıp kalma
Tahlil et onları gaflete dalma
Sentezini iyi yap yanılıp kalma
Deneme-yanılma vaktidir elbet.

Zamana sahip olan hükümdar olur
Zamanı köle eden o yolu bulur
O anı bilmeyen tarumar olur
Cehennemi yaşar vicdan zindanında.

Bir eli yukarıda tut, bir eli yerde
Düşünce sabır et, isyan etme derde
Rahmet kapıları açılır ferde
Yeter ki özleri baksınlar nerde.

05.05.1991, Fındıkzade

4 Ekim 2023 Çarşamba

FINDIKZADE

Gençlik yıllarımızın çok özel ve enerjisi yüksek bölgesi,  İstanbul'un tarihi semti  FINDIKZADE.. 

Akrabalarımızla birlikte uzun yıllar geçirdiğimiz, benim de halâ kopamadığım semtim... 

Semtlerin de ruhu vardır ! Uygulanan politikalar sonucunda, son yıllarda bir çok yer gibi çok karmaşık ve sancılı bir ruh haline sokuldun ! 

T.Özenç ,   19.06.2017

                    Haseki Hürrem Sultan Külliyesi 


Fındıkzade /  Sonbahar


1 Ekim 2023 Pazar

RUHSAL ÖĞRETMENLERE TEŞEKKÜRLER


 Çocukluk ve gençlik yıllarımızdan beri bizleri destekleyen, koruyan, gözeten, sımsıkı saran..
TEK ve SONSUZ YARATAN'ın sevgi ve ışığını bizlere yansıtan..  Gerektiğinde şifalandıran ve de yoğun olarak  rüyalar, vizyonlar, sezgiler, zihinsel bağlantılar ile selâmlayan/onurlandıran ruhsal öğretmenlere,  dostlara teşekkürler.


Ruhsal olarak yükseldikçe, bizlere alçak gönüllü olmayı, alçalmayı gösteren/öğreten dostlarım;
SONSUZ YARATICI'da sevgi ve ışığıyla sizi her daim ONURLANDIRSIN...

Tayfun Özenç,  19.01.2019


28 Eylül 2023 Perşembe

RUHSAL VARLIKLAR YÖNETİM SİSTEMİ

METAFİZİK VARLIKLAR YÖNETİM SİSTEMİ

MUHİDDİN-İ ARABİ ''Herkes kendi RABB'ine dua eder, daha yükseğine dua edemez....'' der. Burada, Muhiddin-i Arabi'nin çok tanrıcılığı ifade ettiğini hiç bir zaman söyleyemeyiz. YARADAN bir tanedir, fakat Rab (mürebbi, yetiştirici, öğretici), Yaradan anlamında değildir. O halde, bu kelime orijinden hareket edersek, gerçekten de hem Batı, hem de Doğu Tasavvufunda aynı anlama gelmektedir. Tevrat'ta da, İncil'de de aynı sözler savunulmaktadır.


Rab, Yaradan değildir. RAB, ilahi basamak düzeni, hiyerarşi içerisinde mevcut olan, insanları görüp gözetmekle görevli, bütün canlıların gelişmesinde vazifeli olan bir METAFİZİK VARLIKLAR yönetimidir.

(Ergün Arıkdal Gizli Öğreticilik/Sayfa: 72)


RUHSAL İDARECİ PLANLAR

Yaradılış konusunu ele alırken bilgisi sadece Kadir-i Mutlak Allah’a ait olan yoktan varetmeden yani ilk yaradılıştan söz edemeyiz. Yoktan varediliş hakkında hiç kimsenin bir bilgisi yoktur. Ancak dünyamızdan ve dünyamızın yaradılışından bizlere verilen tebliğlere uygun olarak söz etmek mümkündür.

Dünyamız ve dünyamızın bağlı olduğu sistem, defalarca varlıklara tekamül sahnesi olarak hizmet vermesi bakımından birçok yaradılış görmüştür. Yani tekamül vasatı olarak kullanılırken büyük bir siklusun son bulmasında dünyanın şekli ve varlıkları değişir. Adeta, jeolojik olarak yeni bir kuruluş meydana gelir.

İşte bizim Uyanış Zamanı olduğu için asıl anlatmak ve sizlerle paylaşmak istediğimiz konu, bu yeni kuruluşla beraber meydana gelen Ruhsal İdareci Planlardır. Kainatlarda yeniden bozulup, yeniden yapılmalar esastır. Her bozulup yapılan, ruhsal varlığın sonsuz derecedeki ihtiyaçlarını ve sonsuz derecedeki tekamül şuurunu besleyebilmek için yine sonsuz derecede değişiklikler gösterir. Şüphesiz bir kürenin oluşumu veya bir kürenin ayrışması; bir kanun dahilinde kainatsal bir olaydır. Bunun ruhsal idarecileri, ruhsal planlayıcıları vardır.

Bir kürenin oluşumunda ve gerekse bozulmasında daima, onun her türlü işini üzerine almış olan yüksek idareci bir ruhsal plan da vardır. Örneğin bir canlılık meydana geliyorsa, bu canlılığı meydana getiren o kürenin İdareci Planı’dır. Oradaki yaradılış, şüphesiz yoktan var ediliş değildir. Bizler, yoktan var edilişin ne olduğunu ebediyen bilemeyiz!


İlk yaradılış sadece Kadir-i Mutlak’ın bilgi ve tasarrufunda olan bir olaydır. Ruhsal İdareci Planlar O’nun izni keremiyle ancak, mevcut olan materyalin kompozisyonunu yapıp, yeni deneyim alanları meydana getirebilir. Bu, yaratılmış olan varlığın bir fonksiyonudur. Fakat yoktan varlığın oluşturulması, sadece Kadir-i Mutlak’a özgü, açıklanması mümkün olmayan, anlaşılması da şuur dışı olan bir kavramdır.Bize kutsal metinlerimizde söz edilmiş olan yaradılış olayları, kutsal metni tebliğ eden ruhsal planın izni ile verilmiştir. Şunu belirtmekte fayda vardır. Bütün kutsal metin nakilleri, daha üst bir planın bilgi ve direktifidir. Hiç bir şekilde Kadir-i Mutlak’la ilgili bir bilgi değildir.

(Sadıklar Planı Celse 143)


Daima müsamahalı olmaya çalışın. Bilgiye, vicdana çok ehemmiyet verin.

Ve sadece Allah’a biat edin. Allah’tan gayri mevcut olmuş olan bütün varlıklar rölatif ve kusurlu varlıklardır.

Kusurlu olan hiç bir varlığa biat edilmez.

Kusurlu olan hiç bir varlığa “sen baştacısın” denilmez.

Kusurlu olan hiç bir varlığa payeverilmez. Ulûhiyet isnat edilemez.

Yalnız Kaadir-i Mutlak olan Allah,bütün payelerin, bütün yüksekliklerin, bütün sonsuzlukların tek, yegâne sahibidir.

Ve O’dur.


DÜNYADAKİ İLK OLUŞUM

Beşer varlığının Dünyada bulunuşuna imkan veren şartlar oluştuktan sonra, bir bedenin meydana getirilmesi zorunlu olmuştu. Bedenin oluşması için gerekli tüm malzeme kuşkusuz sadece yeryüzünde yoktu. Dünya insanı, yani beşerin ilk örnekleri, ilk tipleri yeryüzünde meydana gelmemiştir. Beşer varlığının ilk modeli, yani bizlerin şu andaki fizik ve psişik yapımızı oluşturan her türlü elemanlarımızın bileşkesi olan insan, daha doğrusu beşer yeryüzünde önce yoktu.

Bunun ilk varoluşu dünya dışı bir varlık olarak başlamıştır. Yani dünyada beşeri yapıyı yaratmak için ilahi düzende hak ve yetki sahibi olarak vazife almış olan Mekanizma; bir insan tipinin meydana gelmesi için gerekli güce sahip olarak, birtakım kuvvetleri harekete geçirmiştir. Böylece, kainatta bulunan serbest enerjinin kullanılmasıyla, insan tipinin meydana getirdiği fizik kimlik oluşturulmuştur. Fiziksel kimliğin oluşturulmasında geçerli olan süreç, yeryüzünde bulunan maddesel araçların birleştirmesi şeklinde gerçekleşmiştir, yani yüksek bir organizmanın oluşmasına yararlı olacak, yüksek kalitede ve liyakatte bulunan madde seçilmiştir. Bu yüzden beşer insanının tekamül yoluyla, beşer olmayan insanın tekamül yolu arasında epeyce fark vardır. Beşer insanının, yani yeryüzü insanının başka bir gezegendeki insandan farklı pek çok tarafları vardır. Onun bu farkı öncelikle kendi öz yapısında, maddesel öz yapısında bulunan özelliklerdir. Çünkü onun devşirildiği, toplandığı ortam, galaktik bir kimliğe sahip değildir. Yani, bütün sistemler için geçerli olabilecek bir kudrette değildir. Dünya için geçerli olan bir kudrete sahiptir.Beşerin kainatla olan ilişkisi, önce maddesel yönden olmak üzere, dünya şartları, dünya frekansı, dünya titreşimi, kısaca dünyanın maddesel topluluğunun tüm niteliklerine bağlı olarak meydana gelir.Ruhen ise kainata aittir.Üçüncü boyut realitesinin dışına çıkmış bir varlık için, üçüncü boyut realitesinde bulunan maddeye ait atomik karakterler geçerli değildir. Sonsuz bir madde seyreltikliği(inceliği-süptilliği) bulunmaktadır. Bu nedenle, bizim üç boyutlu madde evrenimizde birim olarak ele alabileceğiniz atomik yapı; astral alemin, bir spatyom aleminin birim olarak ele alınacak atomik yapısından çok farklıdır. Kuşkusuz bu fark, şimdiki durumda titreşimsel olarak gözükmektedir, yani onlar üçüncü boyutta bulunan atomik özellikler gibi değil, beş duyumuzun ve öteki duyularınızın da dışında bir özelliğe sahiptirler.


KAİNAT ENERJİLERİ

Bizim bildiğimiz bütün var olan şeyler Kainat Enerjisi’nden meydana gelmiştir. Bu Kainat Enerjisi ya da Kozmik Enerji sonsuz derecededir ve hünere sahiptir. Yaratıcı Kudretle Kainat Enerjisi’nin temas noktasını bilmiyoruz, fakat bir temas noktası olduğunu biliyoruz. Bu temas noktası nasıl, ne şekilde, ne durumda meydana geliyor bilmiyoruz! Temas noktası var olduğuna göre, sonsuz hünere sahip bu Kainat Enerjisi, bu serbest enerji, en ağır en kaba kütleden, en akışkan en seyreltik kütleye kadar,tüm varlıkların ve eşyanın meydana gelmesine sebep olmuştur. İlahilik öyle özel bir kudrettir ki, yaratılmış olan bu özel kudretin her zaman yönetimi altında varlığını sürdürür, bütünlüğünü korur. Hiçbir varoluş, İlahi Enerji’nin bağlantısı olmadan varolamaz. Bu nedenle ruhsal alemin ve yönetici ruhsal kadroların kudret anlayışı ile bizim kudret anlayışımız farklıdır. Biz fiziki gözlemlerimizle hareket ederek, bir enerji anlayışına sahibiz.

Ruhsal Yönetim Planları ise hem fiziksel, hem ruhsal gözlemlerine göre bir enerji anlayışına sahipler. Önce İlahi Enerjinin (Kainat Enerjisi- Kozmik Enerji) var olduğu bilinmelidir. Bu Kainat'ın Ruhu demektir ve ancak ondan, bu Kainat Ruhu’ndan, Kainat Nur’undan bizim gözlemlediğiniz duyular alemi oluşmuştur.


KAİNAT IŞIĞI

Kainat Işığı ve varlık kainatı deyimleri birbirinin tamamlayıcısıdır. Aslında öteden beri İlahi Nur ve Işık olarak bilinen şey, Kadir-i Mutlak’ın Enerjisidir ve ancak varlık şeklinde ortaya çıktıktan sonra ona Kainat Işığı adı verilmiştir.

Bir tekamül ortamı içinde varlıkların tekamülleriyle ilgili bir öğrenim süreci ve bu öğrenimin de öğretmenleri vardır. Ruhi sisteme göre öğretmenin atanması sadece maddi bir yapı içinde değil, önce ruhi bir yapı içinde de gerçekleşir. Kainat Enerjisini insanlığın hayrına kullanmak üzere kendinde toplayabilecek, paratoner görevi yapabilecek bir varlık, bu göreve bir veya birkaç yaşamında hazırlanmaz. Onun, karmik sistemine uygun bir geçmişi vardır, varlık bu karmik sisteminin kendine sağladığı büyük güçleri ve bunların üstündeki büyük liyakati kullanabileceğini önce kendine, sonra varlıklar alemine gösterir. Bu gösterme elbette idareciler tarafından incelenir ve benimsenir.

İşte tüm peygamberler böyle peygamber olmuşlardır, yani peygamber olarak varlıklara kainat bilgisini ulaştıracak kimse, bu görevini yerine getirmeden birkaç yaşam evvel “Yüksek Ruhi Mekanizma”ya görevin talibi olduğuna dair beyanda bulunur.

Gün, Rahim ve Rahman olan Mutlak'ın belirlemiş olduğu Saffet Günü'dür. Bu Saffet gününde, her varlık, içini dışı gibi, kendini başkası gibi bilir...

(Sadıklar Planı Celse 37)



KAİNATLAR SONSUZDUR

İlahi Nizam ve Kainat diyor ki: Kainat birtane değildir. Kainatlar sonsuzdur. Ve kainatların sonsuzluğu mutlak erişilmezliğin bir zorunluluğudur. Bu sonsuz kainatların hiçbirisi diğerinin niteliğini taşımaz. Ve her kainatın karakteri o kainatın anası olan asal cevheri ile belirir. Bizim kainatımızın asal ya da aslî cevheri, mutlak hareketsizlik ve amorf olan madde hâlidir. Aktif ve tekâmül ihtiyacı olan ruh, pasif kainatlar için bir amaçtır. Yani ruhlar,  yansımalarını kainat cevherleri üzerinde göre göre ihtiyaçlarını giderirler. Öyleyse kainatlar, ruhların tekâmül dediğimiz ihtiyaçlarına cevap veren alanlardır.


Sembolik olarak bunu şöyle ifade ederiz: Kainatlar, ruhların uygulamalarına yarayan ve o uygulamaların sonuçlarını tekrar ruhlara yansıtan, kendi cevherlerine özgü birer ortamdır. Ne kainatlar var olmazsa ruhların bilemediğimiz kendilerine özgü yüksek ihtiyaçları giderilebilir ne de ruhlar olmazsa kainatların varlık nedeni ortada kalır. Bunlar birbirleri ile daima baş başa yürürler. O kadar ki ikisinin arasında kesin ve sonsuz bir erişilmezliğin varlığına rağmen, bunlar sanki birbiri ile sımsıkı kucaklaşmış ve birbirinin içine girmiş gibidirler. Burada akıllara şu soru gelir: Mademki ruhlarla kainatlar arasında bu kadar kesin bir erişilmezlik vardır, nasıl oluyor da birbirinin içindeymiş gibi ruhlar kainatların bütün olanaklarından -zerresine varıncaya kadar- yararlanabiliyorlar ve ruhlarla kainatlar birbiriyle kucaklaşabiliyorlar?


Burada büyük bir hakikati dünyaya bildirmenin gereği ve zorunluluğu vardır. Bu hakikat şudur: Hem sonsuz bir sıra takip ederek düzenlenmiş çeşitli ve her birinin niteliği başka cevherlerden oluşmuş, birbirinden daha kapsamlı ve sonsuz çeşitlemeleri içinde bulunduran kainatlar vardır, hem de bu sonsuz kainatlarda tekamül edecek ruhlar vardır. Bunların niteliklerini biz ne biliriz ne de onlar hakkında en küçük bir sezgiye sahip olabiliriz. Çünkü bu büyük hakikat sonsuz ruhlar âleminin ve sonsuz kainat cevherleri zincirinin üstünde, mutlak bir erişilmezlikle onlardan ayrılmaktadır.


Aslî prensip dediğimiz bu hakikatin açıklamasına dair bir tek fikir ileri sürmeye, bir tek söz söylemeye gücümüz yetmez. Çünkü buna olanak verecek hiçbir güç, hiçbir meleke, hiçbir idrak ya da sezgi madde kainatımızda yoktur ve olamaz. Yalnız erişilmezliğin erişilmezliği olan bu büyük hakikati, sembolik bir isimle aslî prensip diye anacağız.


Kainatlar içinde, kainatlar üstünde ve ruhlar arasında bulunan her hakikat aslî prensibin egemenliği ve düzeni altındadır. Kainatımızdaki bütün oluşlar, akışlar, her şey ancak onun icaplarıyla gerçekleşebilir. Bu konudaki bütün ilahi kavramları insanların idrak derecelerine ve özellikle sezgi yeteneklerine bırakıyoruz. 

(İlâhî Nizam ve Kâinat, S: 18-19-209)



ERGÜN ARIKDAL/Ruhsallık Üzerine Denemeler / Sayfa: 58 de diyor ki:

Bütün dinlerin müteal amacı, insanın Rabb'ine, ''toprağa bağlı nefsaniyetinden arınarak'' kavuşmasını sağlamaktır...


İnsanların Rabb'i, onların görüp gözeticisi, yetiştirip terbiye edicisidir...Kadir-i Mutlak Yaradan süphandır... Bilinmeyen, ulaşılamayan, münezzeh olandır. ...


Ruh Alem'inin nice devirler görmüş geçirmiş mürşitleri kalplere hep bunu ilham ettiler..


Ruhçuluk, her tekamül yolunun sonda elde ettiğini, başta elde eden bir ''uyandırma'' yoludur;


''Küçük daire, büyük daireden büyüktür.'' Bu yüzden ruhçuluğun işi büyüktür, zordur, çaba ister, feda-ı nefis ister, sabır ve metanet ister.. Ateş ve kan yoludur. Bencilliğin iplerinden kurtulmak cehdi, insanın cehennemi, terki ise, yüreğinin kan ağlaması gibidir.


Hürriyete, toprağın bağlarından kurtulmak ile kavuşulur....


Bunun da anahtarı kendini bilmektir..


Bilmek ise, uyanmakla olur... Uykuda, ya da uyuklamaktaki bilginin ve bilmenin, rüyadaki hayattan farkı yoktur, faydası yoktur.


Bilginin faydası, bilene bağlıdır.. Bilenin haline göre bilginin kudreti vardır.


Muktedir olmayan bilgiyi taşımanın taş taşımaktan ne farkı vardır...


Kaynaklar: 

Sadıklar Planı Celse 37-121-128-143-148)

İlahi Nizam ve Kainat S: 18-19-20

Ruhsallık Üzerine Denemeler S:58

Ruhsal ve Bilimsel Araştırmalar / Çarşamba Söyleşilerinden…


Ruhsal ve Bilimsel Araştırmalar Merkezi 

Fulya AYKAÇ / Yönetici