11 Mayıs 2026 Pazartesi

[VİZYON-RÜYA-SEZGİ] SAYI ŞİFRELERİ

 


VİZYON                                          
Ağustos 1995

Mavi parlak ışıklar saçan 17 ve 18 sayıları...
Gözlerim kapalı halde, üst bilinç alanımda sürekli tekrarlanıyor. 

17 : OLAYLA İLGİLİ GÜN VE AYI ŞİFRELİYOR.
18 : OLAYLA İLGİLİ YILI ŞİFRELİYOR.

GÜN    : 17                                          
AY       :  8  (1+7)                                 
YIL      : 99 [18 + 81 (18'in tersi), şiddetli sarsıntı nedeniyle ters yüz oluş.]

OLAY TARİHİ : 17.8.1999

(M 7,4 lük Marmara Depremi)


.......................................................


RÜYA                                                   
15/09/2008

Kaşe ile mühürlenen 11 ve 12 sayılarını görüyorum...

11 : OLAYLA İLGİLİ GÜN VE AYI ŞİFRELİYOR.
12 : OLAYLA İLGİLİ YILI ŞİFRELİYOR.

GÜN    : 11                                          
AY       :   2  (1+1)                                  
YIL      :  33 [12 + 21 (12'nin tersi), şiddetli sarsıntı nedeniyle ters yüz oluş.]

OLAY TARİHİ : 11.2.2033

(                ?               )


           
                       [Tayfun Özenç]


YUNUS'UN HİKAYESİNİ HATIRLA...

(VAN DEPREMİ  23 Ekim 2011)

17 Ağustos 1999
 Büyük Marmara Depremi 
sonrasında, mesleki yetkinlik nedeniyle 
Avcılar ilçesi'nde AKUT (Arama Kurtarma Timi) ile birlikte 4 gün boyunca firma  bazında ekipman ve teknik destek vererek katıldığımız 
arama-kurtarma, enkaz açma çalışmalarında yaşadıklarımız ile sonraki günlerde merkez üssü Gölcük ve Adapazarı'ndaki gözlemlerimiz, temaslarımız ve yardımlarımız madde ötesi boyutta güçlü izlenimler olarak ruhumuzda yer bulmuştur..

O günlerde orada, şu günlerde burada ve sonrasında girdiğimiz/gireceğimiz bu
duygu halleri ile edinilen izlenimler öz varlığımıza çok daha anlamlı bilgiler yüklemektedir.

T.Özenç,  23.10.2020

20 Mart 2026 Cuma

MEDYUMLUK_İlâhî Nizam ve Kâinat



🔹️"İnsanlar için medyumluk, evren tesirlerini, evren titreşimlerini alabilmekte duyarlılık kazanmak demektir."

🔹️"Medyomluk; kâinat tesirlerini, kâinat vibrasyonlarını alabilmede hassasiyet kazanmış insanların tesirleşmede, yani vibrasyon alışverişlerinde bulunmasıdır."

İLÂHÎ NİZAM ve KÂİNAT  (Syf 137, 147)


"Bilyay Vakfı" ve "MTİAD" paylaşımıdır.


LİNKLER :                                                              http://www.bilyay.org.tr/

NEREDEN BİLECEKSİNİZ /Ahmet KAYA

   
 
(Anatolian Rock)





NEREDEN BİLECEKSİNİZ  / Ahmet KAYA


Nereden Bileceksiniz

Üstüm başım toz içinde
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nerden bileceksiniz.

Bir fidandım derildim
Fırtınaydım duruldum
Yoruldum, çok yoruldum
Siz benim neler çektiğimi
Nerden bileceksiniz.

Taş duvarlar yıkıp geldim
Demirleri söküp geldim
Hayatımı yıkıp geldim hey
Siz benim neden kaçtığımı
Nerden bileceksiniz.

Gökte yıldız söner  şimdi
Annem beni anar  şimdi
Sevdiğim var kanar  şimdi
Siz benim niye içtiğimi
Nerden bileceksiniz.

Bir pınardım kan oldum
Yol kenarı han oldum
Yanıldım ah ziyan oldum
Siz benim neden sustuğumu
Nerden bileceksiniz.

Ben ardımda yaş bıraktım
Ağlayan bir eş bıraktım
Sol yanımı boş bıraktım hey
Siz benim kime küstüğümü
Nerden bileceksiniz.

Dosta Düşmana Karşı (1998) - GAM MÜZİK
Söz: Yusuf Hayaloğlu
Müzik: Ahmet Kaya

《ZAKKUM》SEMBOLÜ



Mukaddes metinlerde Zakkum Sembolü;

“ ZAKKUM nedir bilir misiniz ?

 Zakkum, her DİN DEVRESİnin sonunda insanın bütün ağırlığı ve acılığı ile  altında kaldığı bir şoktur.

ŞOK, Ruhi İdare Mekanizması’nın ayırt edici tesirinin ta kendisidir. 

Tesir hem içten, hem dıştan görünür:

 İçten, nefsinizin kalabalık ağırlığı altında, vicdanınızın soluğunuzu kesmesi ile; bilginin ağzınızı tıkaması ile meydana gelir, acıdır. 

Öbürü, dıştan olanı, tabii ve suni afetlerdir. Onlar da ayırt edici, tüketici tesirlerdir.                                                                                                                                 
Şimdi; dünya insanlarına muhakkak ki zakkum nasip olacaktır. 
Çünkü, bir din devresi başladı ve son bulacaktır.

🔹️Menfiliğin  ve şerrin zincirleri gevşetilmiştir; sınanmak için.

🔹️Menfiliğin ve şerrin ipleri uzatılmıştır; sınanmak için.

Bunun karşısında sizi kösteklenmekten ve sizi köstek olmaktan kurtarmak için müspet tesirlerin, müspet düşüncelerin hazinesi açılmıştır.

İşte siz, yer ve gök arasında mütemadiyen darbelenen bir varlık olarak göğü seçmelisiniz.

Çünkü biliyorsunuz ve mesuliyetiniz var.."

Sadıklar Planı-Ruhsal Tebliğler
Celse 113,  02.02.1968    

HZ.İSA / TANRI'NIN MELEKUTU

Bir kimse ölüp yeniden doğmadıkça; Tanrı’nın melekutuna giremez.”                           (Hz. İSA)


Bu imgede (ANKH) ;

Daire          :   Ruh’u simgeler.                                             
Dik açılar : Dönüştürücülük özelliği.


NOT:   ANKH, varlığın içinde bulunduğu realitesi ile ilgili sahip olduğu ve idrak ettiği bilgilerin, değerlerin, düşünce kalıplarının, davranış biçimlerinin, alışkanlıklarının feda edilerek, terk edilerek dönüşüme uğratılması yolu ile potansiyel üst bir realiteye sıçramayı simgeler.
Halihazır realitede ÖLÜP, daha üst ve yepyeni bir realitede DOĞMAKTIR.

(Tayfun Özenç)


21 Şubat 2026 Cumartesi

BALIK SEMBOLÜ

" İsa’nın Baba veya Rab diye çağırdığı şüphesiz Vicdan Plânı’dır. 

Vicdan Plânı Ruhî bir Mekanizma’dır. 


Evrenin pozitif, ışık, hayır, yücelik ve iyilik tarafıdır.
 
Bu yüzden İsa tamamen bu tesirlerle doluydu. 

Tesirlerin zayıfladığı anlarda kendi ruhsal potansiyeliyle hareket edebiliyordu. 

Çünkü öyle istenmişti. 

(Sadıklar Planı-Ruhsal Tebliğler
Celse 91,  26.03.1966)



Astroset.com bilgileri:

Sadıklar Planı-Ruhal tebliğlerdeki ifadelere 
göre İsa Peygamber’in babası ve Rabbi diye çağırdığı Vicdan Planı’dır. 
Bu plan kainatın müspet, ışık, hayır, yüce, iyilik tarafıdır. 

Su ise, bu planın fiil haline geçmiş durumu, uygulaması olmaktadır.

 O suda balık avlayabilmek, yani balıkçı olabilmekse herşeyden önce bir liyakat meselesidir. 
Oradaki balıkçılık sadece vicdan tatbikatı yapmak değil, böyle bir tatbikatı yapabilecek olanların yollarını aydınlatmak, kapalı olan geçitlerini açmak ve hatta onlarla onlar için mücadele etmektir.

 Balık, saldırgan tanrı tanımazların arasındayken Hıristiyanların aralarında kullandıkları gizli bir işaret oldu. 

Sembol, erken Hıristiyan dünyasında dördüncü yüzyılın sonuna kadar sıkça ortaya çıkmıştır ve sembol ile ilgili diğer pekçok açılım daha mevcuttur. 
Vaftiz suyuna daldırma  sembolüne Latince pistina denir, kelime anlamı ise balık gölüdür ve İSA’nın 
12 havarisinden balıkçılar olarak bahsedilir. 
Ayrıca balık hala bazı Yeni Yıl geleneklerinde olduğu gibi iyi şansın sembolüdür. 

Bir diğer yoruma göre balık “Balık Çağı”nın koşullarını içermektedir: İ.S. 7’de (İsa’nın gerçek doğum tarihi olarak kabul edilir) Jupiter ve Satürn gezegenlerinin altın kavuşumu Balık burcunda üç kez gerçekleşmiştir ve baharın başlangıcı balık burcunda meydana gelir; İsa, Balık Çağı’nın ilk tezahürü olarak kabul edilir. 

Balık, ekmek sembolüyle birlikte birliği sembolize eder. Spekülatif Hıristiyan Teologlar Nuh Tufanı sırasında balıkların Tanrı’nın gazabından muaf tutuldukları konusunda tartışmaktadırlar. 
Ortaçağ Sanatı’nda ismi Trinacria olan bir efsanevi balıkçı tek kafası olan üç bedene sahiptir ve Trinite’nin sembolü olarak yorumlanmaktadır. Balıklar azizlerin yaygın olarak bilinen amblemleridir.

  Eski Mısır’da; iki balık yaratıcı prensibin, Nil’in bolluğunun, doğurganlığın, İsis’in ve Hathor’un simgesidir. Kadim Mısır’da balık halk tarafından yeniliyordu ancak rahiplere ve krallara yasaklanmıştı. Balık sembolü, Tanrıça Ishtar’la ilişkilendirildiği haliyle dişil olanı, sevgiyi ve doğurganlığı sembolize eder. 


Eski Mısır tradisyonunda Ant adlı balık Ra’nın gemisinin önünde gider. Dogon tradisyonunda ise Sirius yıldız sisteminden inen gemi balık biçiminde tasvir edilir.  *Nommo’nun Gemisi  ile ilgili bilgilerde balığın koni ya da üçgen biçimindeki kafasının Sirisu B yıldız ile gemi arasında gidip gelmekte olduğuna anlattığı gibi astronomik olarak da yasak Takım Yıldızının diziliş şeklini gösterir. 


*Nommo’nun Gemisi ;
Dogon Tradisyonu’nda Sirius Yıldız Sistemi’nden Dünya gezegenine gönderilenleri ifade eder.

20 Şubat 2026 Cuma

DUYULAR DIŞI ALGILAMALAR VE GETİRDİKLERİ

DDA yani "Duyular Dışı Algılama"larımız bizleri Sonsuz Zeka' nın oluşturduğu çeşitli enerji alanlarına götürmektedir. Bu yetenek veya meleke -ruhsal tecrübe de diyebiliriz - psişik ve hassas kişilerde doğal olarak veya yaşanan bazı şok tarzındaki olaylar neticesinde ortaya çıkabildiği gibi enkarnasyonları  boyunca geçirdikleri  "AĞIR HAYATLAR" neticesinde de liyakat kazanımları çerçevesinde açığa çıkmaktadır.


Hassas ve psişik varlıklar fizik ortam ve metafizik ortamın homojenliğinde yaşamları boyunca çoğu kez
 
"İki Dünya Arasında" diye tabir edebileceğimiz bir ömür sürebilirler. Hatta bu kişiler  aile ve çevresindeki insanların etkilenmemesi için bu hususta ketum davranma eğilimindedirler. Yaşamlarında zaman zaman "İki Dünya Arasında" gidip geldiklerinden 
çoğu kez bu durum aile ve muhiti tarafından, maddi yaşam ve maddesel hedeflere ulaşma  konusundaki ilgisizlik ve yeterli çaba göstermeme olarak da eleştiri ve tepki alabilir ve öyle de olmaktadır. Oysa bu hassas, 
içsel odaklı ve psişik varlıkların bazılarında "Dünya ile derdim başka" görüşü de hakimdir. Aile ve muhitinin bu ruhsal-içsel fırtınaları sezmesi ve hissetmesi pek de mümkün olamamaktadır. 

Genç arkadaşlar arasında bu tür psişik melekelerin ortaya çıkma ihtimali ve belirtileri olan kişilerin henüz daha özgür bir yaşam sürme aşamasında içsel- ezoterik, ruhsal gelişim metod ve yöntemlerini sunan değerli organizasyonlara katılmalarını öneririm. Çünkü yaşamın ileri dönemlerinde aile oluşturup bazı sorumluluklar üstlenme ve meşguliyetlerinin artması ile zihinsel olarak ta odaklanamama durumu yanında yukarıda belirttiğim tepkisel durumlar, iş hayatı vs bu çalışmaları engellemekte ve de zamanla bu melekeleri kısırlaştırmaktadır. 

Ne mutlu "İki Dünya Arasında" samimiyet ve imanla gidip gelenlere...

Tayfun Özenç
22 Haziran 2013, Bakırköy

19 Şubat 2026 Perşembe

ÇÜNKÜ, ÖYLE İSTENMİŞTİ !



" İsa’nın Baba veya Rab diye çağırdığı şüphesiz Vicdan Plânı’dır. 

Vicdan Plânı Ruhî bir Mekanizma’dır. 

Evrenin pozitif, ışık, hayır, yücelik ve iyilik tarafıdır. 
Bu yüzden İsa tamamen bu tesirlerle doluydu. 

Tesirlerin zayıfladığı anlarda kendi ruhsal potansiyeliyle hareket edebiliyordu. 
Çünkü öyle istenmişti.

(Sadıklar Planı-Ruhsal Tebliğler
Celse 91,  26.03.1966)

18 Şubat 2026 Çarşamba

DÖRTLÜKLER / SESLENİŞ !



Verdik ve gösterdik hak olanları
Sevgi ile yoğrulan yürek lâvları
Sevginin doruğunda yücelin artık
Vicdanın dergâhında birleşin artık.

Şuur sathının bilinç taşları
Nefis hazzının dimdik başları
Mana ve maddenin sadık erleri
Durmayın o yolu yürüyün artık.

Verilen öğütler Hıra’dan geldi
Söylenen kelâmlar Tûr’dan da geçti
O aşk ateşinde eriyenlerin örneği
Çivi ile çakılıp çarmıhtan geçti.

Söndü ışıklar karardı her yan
Gündüzü koştuk gece ardından
Haykırdı bilinçler doğrudan yana
Putlar yıkılacak o andan sonra.

O andaki çığlık görmeyedur onu
O andaki titreyiş ürpertir seni
O andaki hazlar bilenler için
O anın demini bekleyenler için.

Kelâmlar perde perde iner sizlere
Selâmlar birer birer gelir erlere
Hak yolcuları neferdir o yolda
Istırap yokuşunda ümit kurtuluşa.

Daim esenlik indirilir size
Daim hak ile selâmlar size
Kelâmların özündeki cevheri bulun
Bulun da onu o yolda olun.

Berrak akan su sizlere örnek
Dibindeki tortuyu da süzmek gerek
Daim hak olanı ayırmak gerek
Er kişinin hürriyeti bundadır elbet.

Mizanın ahengi sarar sizleri
Gecenin matemi boğar sizleri
Gündüzü ekleyip geceyi silen
Yaradana özlemler yakar sizleri.

Haykırıp sürükleyenlere andolsun dendi
Bakın güneş ve ay boyun da eğdi
Çığlık çığlığa koşuşanlara dedik
Andolsun diye örnekleri serdik.

Ta içinden söküp koparanlara
Ardından durmaksızın yarışanlara
Hak ile önde gidip haykıranlara
Andolsun dendi sizlere geldi.

Verildi çarmıhın sırrı sizlere
Hıra’daki o güzel kelâmlar size
Sunuldu Musa’nın asasından sır
Verildi öğütler perdeler arasından.

Perde perde inen kelâmlara bak
Onların hoşnutluğunda eriyene bak
Eriyen gönüllerin gözyaşındaki nûr
Sizlere hak oldu o andaki sûr.

Ezanlar okunup ürperenlere
Kelâmlar verilip silkinenlere
Çığlıklar içinde depreşenlere
O ateşin korunda serpilenlere.

Istırap ateşinin koru artarsa
Vicdanın sesi çağlar coşarsa
Nefsin haykırışı da vicdandan yana
Vicdan nefsin dostudur sana.

O iki yoldan söküp alana
Doğruya meyilde cihat edene
Şuur aydınlığında namaz kılana
Hoşgörü haznesinden zekât verene.

Elif, Lâm, Mîm’i söyledik size
Yetmiş bin perde ekledik size
Onlar kol koladır orda diz dize
Musa, İsa, Muhammed örnektir size.

Sevr’in ağları örüldü birden
Tûr dağından esen seher yelinden
Çarmıhtan boşalan o kan selinden
Hakk'ın o yolu göründü birden.

Sizlere selâmımız daimdir bizim
Kelâmların hayrı da sizler için
Şuur aydınlığının nurlu gülleri
Geceden sıyrılın gündüze doğru.

Mizanda eksik tartmayın artık
O mutlak ahengi tutturun artık
Musa, İsa, Muhammed yolunu artık
Durmayın koşun haykırın artık.

Kelâmların özünden seslendik size
Seherlerin selâmından indirdik size
Gece ardından gündüzü sunduk
Istıraptan mutluluğa gideni sunduk.

(02.08.1991, Fındıkzade)


BEYAZIT ÇINARALTI ŞAİRİ


“Çınaraltı Şairi” HÜSEYİN AVNİ' ye saygılarımla..
Değerli dostum, ağabeyim, sık sık sohbet edip dertleştiğimiz;
Beyazıt Sahaflar Çarşısı, Çınaraltı Şairi Hüseyin Avni..
(Süleymaniye doğumlu, Kirazlı Mescit Sokağı, Şen apt.)

Ben de 1961 yılı Şubat ayının 25'inde Süleymaniye Camii karşısındaki doğumevinden yaşama ve ona merhaba demiştim.

14-15 yaşlarında ise Sahaflar Çarşısı'na her geldiğimde ve onu gördüğümde;
Hüseyin Avni DEDE'nin tarif edilemez bir gizemle donatıldığını düşünürdüm.

18-21 yaşlarımda iken İ.T.Ü.' de ki ögrencilik yıllarımda ve FINDIKZADE' de yaşamamın da getirdiği avantaj ile onunla selamlaşmalarım ve konuşmalarım oldu. 

Şu sıralarda Huseyin Avni Agabey ile sık sık sohbet ederken gözlerine uzun uzun bakarım. Çünkü gözlerinde EVREN'in derinliğini ve gizemini algılarım.

Şu zaman ve mekan kesişmesinde yaşamı bir yük olarak algılamayıp, kendisinin, tüm varlıkların ve olayların "Bütünsel Yaşam"ın bir parçası olduğunu bizlere göstermek gibi ulvi bir misyon üstlenmiş olan DEĞERLİ AĞABEYİM’e saygılarımla…

Şair Hüseyin Avni Dede'nin şu şiiri de onu bir nebze tanıyabilmek için özel bir yere sahiptir.


HEM ÖLÜYÜM HEM DİRİYİM,
YAŞAYAN DÖRT ÖLÜDEN BİRİYİM.


Hüseyin Avni'nin bu şiirde sözünü ettiği "yaşayan dört ölü" Neyzen Tevfik, Sait Faik, Orhan Veli ve kendisidir...


DÖRTLÜKLERİNDEN SEÇMELER :

Şiir acıksaydı
Ne kötü olurdu
Şairin parası yetmezdi
Ekmek alıp da
Şiiri doyurmaya.
………………………………..

Ey insanlar
Neden düşman bakıyorsunuz;
Yediğim fazla bir şey değil.
Yediğim bir dilim ekmek.
Bir mısra için kolay mı sanıyorsunuz,
Bütün bir günün kahrını çekmek.
………………………………….

İhtimal siz beni tanımıyorsunuz
Şair olduğumu da bilmiyorsunuz öyleyse.
Aç ve susuz kaldığımı da
İlaç paramı dilencilere verip
Yol parasıyla ekmek aldığımı da.


Tayfun Özenç,
06.07.2013-Bakırköy

 


14 Şubat 2026 Cumartesi

GÖZYAŞININ TEBESSÜMÜ


An gelir görürüm kendimi
Kaskatı cansız bir bedende
Sanırsın anlamsız ve donuk
Ve sanki mahzun bir çehre.

Yorgun gözlerin pınarından
Süzülmüş o iki damlada
Bulursun elbet bir tebessüm
Sonsuza gidişin keyfinden...

T.Özenç,  16.11.2018


10 Şubat 2026 Salı

DÖRTLÜK / MÎZÂN


Mîzânın ahengi sarar sizleri
Gecenin matemi boğar sizleri
Gündüzü ekleyip geceyi silen
Yaradana özlemler yakar sizleri.


(02.08.1991, Fındıkzade)

6 Şubat 2026 Cuma

UNUTMA, UNUTTURMA !


GÜNEYDOĞU (KAHRAMANMARAŞ) DEPREMLERİ,      6 Şubat 2023



6 Şubat 2023 Güneydoğu Kahramanmaraş  depremlerinde hayatını kaybeden yurttaşlarımız, kardeşlerimiz, gençlerimiz, çocuklarımız ve yavrularımız...
Yollarınız aydınlık, geçişleriniz kolay olsun.
SEVGİ ve IŞIĞA KAVUŞMANIZ DİLEĞİYLE.🙏🙏
(11/02/2023)

Mizanın ahengi sarar sizleri
Gecenin matemi boğar sizleri
Gündüzü ekleyip geceyi silen
Yaradana özlemler yakar sizleri.

(Video)


(Video)








VAN DEPREMİ  23 Ekim 2011

YUNUS'un hikayesini hatırla...


17 Ağustos 1999 büyük Marmara Depremi 
sonrasında, mesleki yetkinlik nedeniyle 
Avcılar ilçesi'nde AKUT (Arama Kurtarma Timi) ile birlikte 4 gün boyunca firma  bazında ekipman ve teknik destek vererek katıldığımız 
arama-kurtarma, enkaz açma çalışmalarında yaşadıklarımız ile sonraki günlerde merkez üssü Gölcük ve Adapazarı'ndaki gözlemlerimiz, temaslarımız ve yardımlarımız madde ötesi boyutta güçlü izlenimler olarak ruhumuzda yer bulmuştur..

O günlerde orada, şu günlerde burada ve sonrasında girdiğimiz/gireceğimiz bu
duygu halleri ile edinilen izlenimler öz varlığımıza çok daha anlamlı bilgiler yüklemektedir.

T.Özenç,  23.10.2020


30 Ekim 2020